Kişisel Gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kişisel Gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Aralık 2020 Perşembe

Yeni Görgü Kuralları / Akın Alıcı

 


Yeni Görgü Kuralları'ndan...

Çincede “dinlemek” kelimesi “Sana kulaklarımı, gözlerimi, dikkatimi ve kalbimi veriyorum” şeklinde ifade edilir.
Eğer söyleyecek hiçbir şeyiniz yoksa ve sırf konuşmaya katılmak için konuşuyorsanız susup dinlemek daha iyidir.

Karşınızdakini dinlediğinizi göstermek için şu hareketlerden faydalanabilirsiniz:
• Konuşan kişiye doğru hafifçe eğilmek.
• Gülümseyen bir yüz ifadesiyle onun düşüncelerine de açık olduğunuzu belirtmek.
• Zaman zaman görüşlerini kabul ettiğiniz anlamında başınızı sallamak. (Ancak bunu gereğinden fazla yaparsanız, konuşmacı sizin çok çabuk bir şekilde, tüm fikirlerini kabul ettiğinizi düşünür. Ölçülü olmak en iyisidir.)

Sözünüzün kesilmesini istemiyorsanız kimsenin sözünü kesmeyiniz. Eğer birinin sözünü keserek konuşmaya başlarsanız emin olun anlatacaklarınız yeterli etkiyi göstermeyecektir. Ancak yanlışlıkla birinin sözünü kesmişseniz özür dilemeyi de ihmal etmeyin.

Karşınızdaki konuşurken başka yerlere bakmak, ilgisiz davrandığınız izlenimini verir. Yeterli oranda göz teması kurarak dinlemelisiniz.

Dinleme esnasında sadece cevap verirken karşınızdakine bakıyor ve o konuşurken başka tarafa bakıyorsanız “Sıkıldım”, “Düşüncelerime güvenme” izlenimi verirsiniz.

Birisi konuşurken ona arkanızı dönmeyin.

Karşınızdaki konuşurken ne söylediğini dinleyin ve önem verin, bu arada söyleyeceklerinizi kafanızda kurmaya çalışmayın.

Toplantılarda sürekli ön plana çıkma gayreti göstermek söylediklerinizin dinlenme oranını azaltır. Ön plana çıkma çabası sizi itici kılar. Amacınızın tersi sonuç elde edersiniz.

Bir toplulukta anlatılacak olayı/fıkrayı bildiğinizi fark ettiğinizde, anlatıcı daha sözünün başındayken “Ben biliyorum!” demek hoş bir davranış değildir.

Nazik bir adam, anlatılan fıkrayı her zaman ilk defa duyan kişidir.
Mark Twain
Söylediklerinizi duyurmak için hiç kimseyi kolundan tutmayın, çünkü insanlar sizi dinlemeye istekli değillerse, onları tutacağınıza çenenizi tutmanız daha iyi olur.
Lord Chesterfield

Konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak bir sanattır.
Goethe

Çok dinlememiz ve az konuşmamız için iki kulağımız ve bir dilimiz vardır.
Diogenes

Güzel konuşmak için bir tek yol vardır; dinlemeyi öğrenmek.
Christopher Morley



9 Aralık 2020 Çarşamba

Tarihe Geçen Hazırcevaplar / Akın Alıcı

 


Tarihe Geçen Hazırcevaplar'dan...

Kütüphane, hastane ve yangına karşı sigorta şirketi kurdu. 1736’da Philadelphia meclis sekreteri olarak siyase­te girdi. Amerika’da İngilizlerin yönettiği posta servisinin genel müdürlüğünü yaptı.

Elektrik üzerine yaptığı çalışmalar bilim tarihine ışık tuttu, elektrik yüklerindeki artı ve eksi uçlarını keşfetti ve elektriğin korunumu ilkesini ortaya attı.

Elektriğin varlığından bahsetmeye başladığında, çok gereksiz görülen bu keşfi için çevresindekiler alaycı bakışlarla “Bu kadar uğraşıp yaptığın bu icadın neye faydası var ki?” diye sordular.

Benjamin Franklin, bugün ampul başta olmak üzere pek çok alanda kullandığımız elektriğin gelecekteki öne­mini ve bu buluşlarının ileride gerçekleştirilecek keşiflere bir başlangıç oluşturacağını çevresindekilere anlatmak için şöyle der: “Çocuğun ne faydası var, hiç düşündünüz mü? Ama o ileride belki büyür ve bir insan olur!”

Fırtınalı bir akşam, oğlu ile birlikte havalandırdığı uçurtma deneyi sonucunda elde ettiği bilgilerle paratone­ri buldu.

Amerikan Kongresi’ne milletvekili seçilerek Bağım­sızlık Bildirgesi başta olmak üzere, Washington, Jefferson, Adams, Hamilton, Madison gibi isimlerle Amerika’nın İn­giliz sömürgesinden kurtulmasında ve yeni yeşeren siyasal ve toplumsal yapısının kurulmasında önemli rol oynadı.

Amerikan Anayasası oluşturulurken, Kongre’de ana­yasa hakkında açıklama yapan Franklin’e “halkın saadet­leri peşinden gitmesi” ibaresi hakkında eleştiri gelir. Kür­süye doğru hızla ilerleyen bir adam, “O kelimelerin hiçbir anlamı yok” diye bağırır. “Bu sözlerin garanti ettiğini söy­lediğin saadet nerede, bize ondan bahset!”
Benjamin Franklin hafifçe gülümser ve şu cevabı verir:

“Dostum! Anayasa, Amerikan halkına sadece saadet­lerin peşinde gitme hakkını garanti ediyor. Onu yakalaya­cak olan ise sensin.”

1775-1783 Amerika’nın Bağımsızlık Savaşı sonunda barış görüşmeleri için gittiği İngiltere’den döndükten bir süre sonra, 17 Nisan 1790’da öldü.

Bir gün Benjamin Franklin’e ruhun ölümsüzlüğü hak­kında ne düşündüğünü sorarlar...



8 Aralık 2020 Salı

Hayata Yön Veren Sözler / Akın Alıcı

 


Hayata Yön Veren Sözler'den...

“Gerçek iyimser, problemlerin farkındadır ama çözümleri de bilir, zorlukları görür ama üstesinden gelineceğine de inanır, olumsuzlukları yakalar ama olumlulukları da vurgular, en kötüye açıktır ama en iyiyi de bekler, şikâyet etmek için nedeni vardır ama gülümsemeyi seçer.”
W. Arthur Ward

“Dış dünyaya gelince, karşınıza gördüğünüz şeyler çıkacaktır. Neye bakarsanız onu görürsünüz.”
Zen

“Nasıl ki fizikte iki cisim aynı zamanda aynı yerde bulunamaz diye bir kanun varsa, psikolojide de aynı kanun yürürlüktedir. Eğer kafamızı cesaret, sevgi, anlayış, tolerans düşünceleriyle doldurursak, menfi bütün düşünceler kaçar gider.”
Nüvit Osmay

“Olumlu ve olumsuz, sadece aynı paranın farklı taraflara bakan iki yüzüdür.”
Al Schneider

“Dünyanın size iyi davranmadığını düşünüyor musunuz? Dünyaya karşı tutumunuz mükemmelse mükemmel sonuçlar alacaksınız. Dünyayla ilgili şöyle böyle hissediyorsanız bu dünyadan alacağınız karşılık ortalama olacaktır. Dünyayla ilgili olumsuz duygular beslerseniz yaşamdan yalnız olumsuz yanıtlar aldığınızı hissedeceksiniz.”
John Maxwell

“Eğer her şeyin kötü olacağını söylemeyi sürdürürseniz, bir kahin olma şansınız artar.”
Isaac Bashevis Singer

“Eğer evliliğinizin yürümesini istiyorsanız lekeye değil, her zaman güzelliğe bakmayı bilmelisiniz. İster bir eşte olsun, ister bir çocukta, bir komşuda, bir patronda ya da bir arkadaşta, ne kadar leke ararsanız o kadar leke bulursunuz.”
Steven W. Vannoy

“Kötü hüküm vermeye alışkın insanlar genellikle iyinin farkında olamazlar. O iyi ki, onlar kaybedinceye kadar avuçlarının içindeydi.”
Sophocles




7 Aralık 2020 Pazartesi

Hayata Karşı Güç Bende / Akın Alıcı

 


Hayata Karşı Güç Bende'den...

18 yaşında ailesinin isteğiyle girdiği tıp fakültesinde, parçalarını kendisi birleştirerek daha ucuza mal ettiği bilgisayarları satmaya başladı. Bu sebeple dersleriyle yeterince ilgilenememesi üzerine ailesi konuşmak için öğrenci yurduna geldi. Michael, bilgisayarları arkadaşının odasındaki banyoya sakladı. Ortalıkta bilgisayar olmamasına rağmen babası, onun bu tutkusunun farkında olarak:

“Bu bilgisayar saçmalığını bir kenara bırakıp okuluna odaklanmalısın,” dedi. “Önceliklerini iyi ayarla. Ömrünü neye harcamak istiyorsun?”

Michael Dell’in hayalleri büyüktü: “IBM ile yarışmak istiyorum!”

İdeallerine ve başarılı olacağına olan inancıyla istemeyerek gittiği fakülteden ayrılarak, büyük düşünü gerçekleştirmek için, 19 yaşında kendi şirketini kurdu. Üçte bir fiyata sunduğu ürünlerle bilgisayar pazarını altüst eden Michael Dell; dönemin güçlü bilgisayar şirketlerinin kısa süre sonra piyasadan çekilmesine neden oldu.
27 yaşına geldiğinde ABD’nin en genç CEO’suydu (Chief Executive Officer/İcra Kurulu Başkanı). Michael Dell, dünyanın en zenginleri listesinde ön sıralarda yer alıyor.

Şunu çok iyi biliyoruz ki neyi hedeflersek ona doğru yol alırız. Bu her seferinde hedeflerimize kesinlikle ulaşacağımız sonucunu doğurmayabilir elbette ama bizi en azından ilkinden daha ileriye taşıyacaktır.

“En büyük işler büyük hayal sahipleri tarafından başarılmıştır.”

George William Russel (1867-1935)

• Küçük şeyleri düşünmeye alışkın zihinleri büyük hayaller korkutabilir.

“Yüksek fikirler, yüksek dağlara benzer, alışık olmayanları ürkütür,” diyor şair ve yazar Cenap Şahabettin (1870-1934). İstediğiniz her neyse, onu düşleyebiliyorsanız elde etme hakkına da sahipsiniz.

Düşleyebildiğiniz her şey sizin olabilir. Fakat bugüne dek düşlerinizi açan, zenginleştiren, büyüten, çeşitlendiren ve esnekleştiren bir düşünce şeklinden uzak yaşamışsanız; işe öncelikle buradan başlamalısınız. Çünkü kısıtlanmış düşünceler, hayaller cılız, küçük ve renksiz olur. Bu sebeple işin kaynağını gürleştirmek, büyütmek ve renklilik kazandırmak gerekir. Yoksa ne yapacağı konusunda şaşırmış, sınırlı, küçük işlerle uğraşan bir yaşam sürmeye devam edilir.

“Gözün yükseklerde olmasın, elde edemezsen üzülürsün,” diye dost tavsiyesinde bulunurlar; dikenli tellerle ördükleri sınırlarda yaşayan dostlar. Bu sınırlar onlar için son noktadır, bir adım ilerisi yoktur; gerekirse geri adım atmaya da razıdırlar. En son ne zaman sınırlarımızı zorladık. En son ne zaman gözümüzü yükseklere diktik ve bir gün orada yerimizi alacağımızın hayalini kurduk?




28 Ekim 2020 Çarşamba

Kırık Kalpler Tamircisi / Melissa Senate

Kırık Kalpler Tamircisi

Kırık Kalpler Tamircisi’nden…

Rebecca babasının zihnindeki boşluğu doldurmayı umarak neden bahsettiğini anlamaya çalıştı. Belki de annesi bir bebek düşürmüştü ve bu gerçeği Rebecca’dan saklamışlardı.

“Bunu bilmeni hiç istemedim Rebecca,” dedi babası sesi çatallanırken. “Annen de hiç bilmedi.”

Rebecca omuzlan giderek daha da kaskatı kesilirken. Yok artık, diye düşündü. Neden bahsediyordu babası böyle? “Baba, ne bebeği?”

“Adını Joy koymuştu.”

"Kim? ” diye sordu Rebecca.

Babasının yanaklarından gözyaşları süzülmeye başladı.

Sonraki yarım saat içinde Rebecca babasının gözyaşları ve af dileyen cümleleri arasında Joy Jayhawk adında bir bebeğin hikâyesini öğrenmişti. Babası ailecek tatile gittikleri Maine, Wiscasset’ta bir yaz kaçamağı yaşamış, Pia Jayhawk adında ressam bir kadınla birlikte olmuştu.

Rebecca’nın üvey bir kız kardeşi vardı. Yirmi altı yaşında üvey bir kardeş.

Bu akla hiç uygun değildi. O ufak tefek, mükemmel babasının, bugüne kadar tanıdığı en nazik insanın yıllardır gizlediği başka bir hayatı mı vardı?

Daniel, “Benden nefret etme, BeckIes,” diye fısıldadı. “Lütfen, benden nefret etme. Omzumdaki bu yükle gidemezdim. Sana söylemem gerekliydi. Hiçbir şey demeden çekip gidemezdim.”

BeckIes... Babası bu ismi Rebecca’ya onun bir gün eve gelip, neden birinci sınıfların en popüler kızı Claudia gibi çilleri olmadığından dert yandığı gün takmıştı. Ve babası Rebecca’ya bu ismi takarken Maine’de bir yerlerde dört yaşında ufak bir kız çocuğu annesine mütemadiyen babasının nerede olduğunu soruyordu.

Rebecca, “Benim üvey bir kız kardeşim var,” diyerek duyduklarını tekrarladı. “Buna inanamıyorum.” Ayaklanıp odada dolanmaya başladı. Pencereden dışarı bakıp, gözlerini uzayıp giden nehrin gri sularına dikti. Bir an içinin öfkeyle kabardığını hissettiyse de, babasının güçlükle alabildiği nefesi duyduğunda öfkesi yerini yeniden acı ve kedere bırakmıştı.

Daniel ciğerlerine derin bir nefes daha çekti. Sonra bir tane daha... Sonra da onlar New York’a döndüklerinde Pia Jayhawk’dan gelen telefonlardan bahsetti. Pia iki kez aramıştı. İlkinde Daniel’a hamile olduğunu söylemiş, İkincisinde de bebeğin doğduğunu haber vermişti. iki kilo yedi yüz gram ağırlığında bir kız bebek getirmişti dünyaya. Adını Joy koymuştu.

Daniel gözlerini tavanın köşelerinde gezdirirken, “Bana hamile olduğunu söylediğinde, hiçbir şey diyemedim. Ağzımdan lanet olası tek bir kelime bile çıkmadı,” dedi. “Bana ‘Daniel, orada mısın?’ dediğinde dahi ses çıkaramadım. Orada öylece durdum, nefes bile almadan, kılımı kıpırdatmadan. Sonra yine ‘Daniel?’ diye seslendi. En 

indir